Sayfalar

15 Aralık 2014 Pazartesi

KİŞİ İYİ VE KÖTÜ FİİLLERİ KENDİSİ İÇİN İŞLER*

KİŞİ İYİ VE KÖTÜ FİİLLERİ KENDİSİ İÇİN İŞLER

􀂭ِ
“İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine
kendinize yapmış olursunuz...” (İsrâ, 17/7)
İnsan yaratılış olarak hem iyilik yapmaya ve hem de kötülük yapmaya yetenekli
bir varlıktır. Zaten böyle olduğu için Cenab-ı Hak onu imtihan etmektedir. Nitekim
ayette kimin daha güzel amel işlediğini denemek için ölüm ve hayatın yaratıldığı
ifade edilmektedir (Mülk, 67/2). Bu imtihanda başarılı olabilmek için iyilik ve kötülük
yollarının neler olduğu da ayrıca insana gösterilmiştir.
Esasen bizim yaptığımız iyilik ve kötülükler kendi lehimize ve aleyhimize olmaktadır.
Çünkü konumuzu teşkil eden ayet, iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş
olursunuz, kötülük ederseniz onu da kendinize yapmış olursunuz, diye bizi
uyarmaktadır. Bir bakıma Allah, iyilik veya kötülük işlememiz konusunda kendi
irademizle bizi baş başa bırakmaktadır. Ancak, Allah bizim iyilik yapmamıza rıza
göstermekte ve bundan hoşnut olmakta, kötü fiiller işlememize ise razı olmamaktadır.
Cenab-ı Hak bizim işlediğimiz iyiliklerin karşılığını vermekte ve hiç kimseye
haksızlık yapmamaktadır. Nitekim ayette, “Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar
zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi
katından büyük bir mükâfat verir.” (Nisâ, 4/40) buyurulmaktadır. Peygamberimiz (s.a.s)
de yüce Allah’ın iyiliklerin karşılığını binlerce iyilikle artıracağını vurgulamıştır
(Tirmizî, “Da’avât”, 36). Ayet ve hadislerde yer aldığı gibi kişinin yaptıklarının karşılığını
göreceği, dolayısıyla her ne yaparsa kendisi için yaptığını bilerek ona göre hareket
etmesi gerektiği mesajı verilmektedir.
Yaptığımız iyililiklerin karşılığı bizlere tam olarak ödenecektir. Kur’an-ı Kerim’de
kıyamet günü adalet terazilerinin kurulacağı, hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyeceği
ve yapılan güzel bir işin küçük miktarda da olsa getirilip ortaya konacağı
belirtilmektedir (Enbiyâ, 21/47). Ayrıca iyilik edenlerin iyiliklerinin daha fazla iyilikle
ödeneceği, bu dünyada iyi amel işleyen kimsenin ahiretteki amelinin de ebedî olacağı
açıklanmaktadır. Güzel davrananlara daha güzeliyle mükâfat verilecek (Necm,
53/31), iman edip güzel davranışta bulunanların amelleri zayi edilmeyecektir (Kehf,
18/30).
Çünkü iyiliğin karşılığı ancak iyiliktir (Rahman, 55/60). İnsan salih amel işlerse
kendisi için işlemiş olur. Yani faydası kendisine ait olur. Zira insana ancak çalışıp
yaptığı şeyin karşılığı verilir. Fakat bir kötülük işlemişse de kendi aleyhine olur. O
kötülüğün cezasını kendisi çeker (Câsiye, 45/15). Kişiye isabet eden iyilikler Allah’tandır.
Kötülüklerle karşılaşması ise kendi yapmış olduğu fiillerden dolayıdır.
Yüce Allah bizi sınamak için musibetler verebileceği gibi yaptığımız kötülüklerden
dolayı da musibetler verebilir. Ancak Rabbimiz, rahmet sahibi olduğu için, bu
musibetlerle birçok günahlarımızı da affeder. Şayet Allah bizim işlediğimiz günah
sayılan her kötü davranışımızdan dolayı hesaba çekerek bize ceza vermiş olsaydı,
yeryüzünde hiçbir canlı kalmazdı (Fâtır, 35/45). Bir hadiste de mümin bir kişinin
karşılaştığı her türlü musibet ve üzüntüye karşılık, hatta ayağına bir diken batmasından
dolayı Cenab-ı Hakk’ın o kişinin günahını affedeceği rivayet edilmektedir
(Buhârî, “Merdâ”, 1). Yaptığımız iyilikler bizi Allah’a yaklaştırdığından dolayı küçük
gibi görünse de onun önemli olduğunu düşünmeliyiz. Küçük de olsa işlediğimiz
hayırlı işlerimizin karşılığını göreceğimiz gibi az miktardaki kötü fiillerimizden dolayı
da ceza çekeceğimiz muhakkaktır. Çünkü iyilik yapanın ondan daha hayırlı bir
iyilikle karşılığını göreceği ve kıyametin korkularından emin olacağı gibi, kötülük
işleyenin de yüzüstü cehenneme atılacağı ifade edilmektedir (Neml, 27/89-90). Yine
bir iyiliğin karşılığının on kat fazlasıyla ödeneceği, kötülüğün karşılığının ise sadece
o kötülükle sınırlı kalacağı, Allah’ın kimseye haksızlık yapmayacağı beyan edilmektedir
(En’âm, 6/160).
Yüce Allah bize o kadar merhametlidir ki, iyilik etmeyi düşündüğümüz ancak
bunu gerçekleştirme imkânını bulamadığımız zaman bile tam bir iyilik sevabı verir.
Şayet bu iyiliği gerçekleştirirsek ona on sevaptan yedi yüz katına kadar hatta daha
fazla miktarda mükâfat verir (Müslim, “İmân”, 207).
O halde yapılan iyilikler hiçbir zaman boşa gitmez. Nitekim “İyilik yap denize at
balık bilmezse Hâlık bilir” ifadesi de bir atasözü hâline gelmiştir.

2 yorum:

Havva Peynirci dedi ki...

iyi olmak,kötü olmaktan daha kolay,
ancak bazı kafaların işleyişi anlaşılır gibi değil
sevgiler

rana sultan dedi ki...

Kesinlikle katiliyorum sana bendende sevgiler...