Sayfalar

4 Haziran 2014 Çarşamba

PEYGAMBERİMİZİN GÜZEL AHLAKI

PEYGAMBERİMİZİN GÜZEL AHLAKI


“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Okuduğumuz ayet-i kerimede Peygamberimizin yüce bir ahlaka sahip olduğu
açıkça belirtilmektedir. Ayet-i kerimedeki “üstün ahlaktan” kasıt ise Hz. Peygamber’in
sahip olduğu Kur’an ahlakıdır. Nitekim Hz. Aişe’ye, Peygamberimizin ahlakının nasıl
olduğu sorulduğunda O, “Siz hiç Kur’an okumaz mısınız? ‘Resûlullah’ın ahlakı
Kur’an’dır’ demiş ve yukarıda meali verilen ayeti okumuştur (Müslim, “Müsâfirîn” ,
139).
Peygamberimiz (s.a.s), her konuda biz Müslümanlar için en güzel örnektir. Nitekim
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman kimseler için Allah’ın resûlünde sizin için
en güzel örnekler vardır.” (Ahzâb, 33/21)
Peygamberimizin attığı her adım, söylediği her söz, yaptığı her iş, geliştirdiği her
ilişki bizim için örnektir. Çünkü Allah’ın örnek olarak takdim ettiği bir insan tabii
ki bizler için rehber ve örnek olacaktır.
Peygamberlerin tebliğ ettiği hak dinler, Peygamberimiz (s.a.s) ile kemale erdiği
gibi güzel ahlak da onunla kemale ermiş ve zirveye ulaşmıştır Kendileri ümmetine
örnek olmak için Allah Teâlâ’dan güzel ahlak istemiş, kötü ahlak ve vereceği zararlardan
da Allah Teâlâ’ya sığınmıştır:
“…Allah’ım! Beni amellerin en iyisine ve ahlakın en iyisine ilet. Amel ve ahlakın en
iyisine ancak sen hidâyet edebilirsin. Amellerin kötüsünden ve ahlakın kötüsünden beni
koru. Amel ve ahlakın kötüsünden ancak sen koruyabilirsin.” (Nesâî, “İftitah”, 16)
“Allah’ım! Ayrılıktan, münafıklıktan ve ahlakın kötüsünden sana sığınırım.” (Nesâî, “İstiaze”,
21; Tirmizî, “De’avât”, 126)
Şimdi bazı ahlaki sıfatlardan hareketle Peygamberimizi tanımaya çalışalım:
1- Doğruluğu: 35 yaşında iken yaşadığı toplum tarafından Muhammedü’l-
Emin (En güvenilen) diye isimlendirilmiştir. Müşrikler ona şair, kâhin, cin çarpmış
gibi yakıştırmalarda bulunuyorlar ancak hiçbir zaman yalancı diyemiyorlardı. Hatta
Ebu Cehil, “Biz seni yalanlamıyoruz, getirdiğini yalanlıyoruz” diyordu. Bunun
üzerine En’âm suresi 33. ayet-i kerime inmiştir: “Onların söylediklerinin hakikaten
seni üzmekte olduğunu biliyoruz. Aslında onlar, seni yalanlamıyorlar fakat o zalimler
açıkça Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar” (Tirmizî, “Tefsîr”, 7/1). Abdullah bin Amr
anlatıyor: Peygamber evimizde bulunduğu sırada annem çocuğa gel sana bir şey
vereceğim, dedi ve hurma verdi. Peygamberimiz; “Eğer çocuğu kandırmış olsaydınız
size bir yalan günahı yazılırdı.” buyurdu (Ebu Davud, “Edep”, 88; Ahmed b. Hanbel,
Müsned, II, 452).
2-Merhameti: Onun için Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “Biz seni âlemlere
rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 21/107) Kendisi de şöyle buyurmuştur: “Merhamet
edene Allah da merhamet eder. Siz yerdekilere merhamet edin ki göktekiler de size
merhamet etsin.” (Tirmizî, “Birr”, 16 ) “Merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.”
(Ebu Davud, “Edeb”, 16)
3-Cömertliği: Peygamberimiz; “Ben ancak dağıtıcıyım, veren Allah’tır” derdi.
Câbir (r.a.) onu anlatırken şöyle söylemiştir: “Peygamberimiz kendisinden bir şey
isteyene asla yok dememiştir.” Hz. Aişe ise; “Peygamberimiz üç gün peş peşe karnını hiç
doyurmamıştır. İsteseydi doyururdu. Fakat yoksulları doyurup kendisi aç kalmayı tercih
ederdi.” demiştir (Tirmizî, “Zühd”, 38).
4- Tevazuu: Peygamberimiz bir mecliste boş bulduğu yere oturur, ev işlerine
yardım eder, elbisesini yamar, pazardan ev ihtiyaçlarını kendisi görürdü (Elmalılı,
Hak Dini Kur’an Dili, c.II, s.1256). Tevazu konusunda şöyle buyurmuştur:
“Kim müslüman kardeşine alçak gönüllü davranırsa Allah onu yükseltir. Kibirleneni,
üstünlük taslayanı ise Allah alçaltır.” (Taberânî, Evsat, 7707, 8, 247; et-Terğib, III/561)
Peygamberimiz zengin-fakir ayırımı yapmadan davete gider, fakirlerin evine gidip
hâl hatır sorar, hastaları ziyaret ederdi. Hastalara şifa bulmaları için dua eder,
“inşallah iyileşeceksiniz” diye teselli ederdi (Buharî, “Merda”, 10 ). Bir defasında
Yahudi bir ailenin hasta çocuğunu ziyaret etmiş, onu İslam’a davet etmiş, o da babasının
yüzüne bakmış, babası da “Oğlum! Peygamber ne diyorsa sen onu yap” demiş
ve çocuk müslüman olmuştu (Buharî, “Merda”, 11 ).
5- Aşırı övgüden hoşlanmazdı: Peygamberimiz ashabına; “Beni Hıristiyanların
İsa (a.s)’yı övmeleri gibi övmeyin. Ben Allah’ın kuluyum. Bana Allah’ın kulu ve elçisi
deyin” derdi (Buharî, “Enbiya” , 48).
6- Hoşgörüsü ve Bağışlayıcılığı: Sevgili Peygamberimiz güler yüzlü ve yu
muşak huylu idi. Allah Teâlâ, onu Kur’an-ı Kerim’de şöyle vasfetmiştir:
“Sen onlara sırf Allah’ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba,
katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını
dile.” (Âl-i İmran, 3/159)
Dokuz yıl Peygamberimizin yanında bulunan ve yetişen Enes bin Malik, “Bana
bir kez olsun ‘öf’ demedi” demiştir. Kimsenin kusurunu yüzüne vurmaz, “Bazıları
şöyle yapıyor” şeklinde topluma konuşurdu. Kendisine yapılan ikramları küçümsemez
ve ikram sahiplerini hayırla anardı (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 100).

2 yorum:

Rümeysa Kaydu dedi ki...

Allah bizim ahlakımızı peygamber ahlakıyla ahlaklandırsın...

rana sultan dedi ki...

Amin....