Sayfalar

11 Mayıs 2013 Cumartesi

KURAN -I KERİM ÖĞRENMENİN VE OKUMANIN ÖNEMİ HADİSLERLE


KURAN -I KERİM ÖĞRENMENİN VE OKUMANIN  ÖNEMİ 

HADİSLERLE




'Sizin en hayırlınız, Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir.' (Buharî, Fedâilu'l-Kur'an, 21)


Kur'an okumaya devam ediniz. Çünkü o Kıyamet Günü'nde okuyup gereğini yapanlara şefaatçi olacaktır. (Müslim, Misafirin 252)


Kur’ân, Allah’a gökyüzünde ve yeryüzünde bulunan her şeyden daha sevimlidir. (Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân 6) 


"Hâfızasında Kur'ân'dan hiçbir ezber bulunmayan kişi harab olmuş bir ev gibidir."

[Tirmizî, Sevâbul-Kur'ân 18]
Sual:Kur'an-ı kerim öğrenirken ve okurken dikkat edilecek hususlar nelerdir?
CEVAPKur’an-ı kerimi öğrenmek, öğretmek ve okumak çok sevaptır. Kur'an-ı kerimi tecvide uygun öğrenmeli ve her gün az da olsa, okumaya çalışmalıdır! Bu husustaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyle:
(Kur'an öğrenen ve öğreten en hayırlınızdır.) [Buhari]      

(Kur'an okuyan kimse, bunamaz.) [Tirmizi]

(Kur'an okunan yere rahmet ve bereket yağar.) [Buhari]

(Kur'an okunan evin hayrı artar, sakinlerini sıkmaz, melekler toplanır, şeytanlar oradan uzaklaşır. Kur'an okunmayan ev, içindekilere dar gelir, sıkıntı verir, bereketsiz olur. Melekler uzaklaşır, şeytanlar oraya dolar.) [Darimi]


(Her gece on âyet okuyan, gafillerden sayılmaz.) [Hakim]


(Kur'an okuyun! Kıyamette size şefaat eder.) [Müslim]

(Kim bir âyet öğrenirse, kıyamette onun için nur olur.) [Darimi]


(Bir âyet öğrenmek, yüz rekat [nafile] namaz kılmaktan daha iyidir.) [İbni Mace]

Kur’an-ı kerimi okumak sünnet, dinlemek ise farzdır. Yani dinlemek daha çok sevaptır. Mushafa bakarak dinlemek daha sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kur'an okunan yere rahmet yağar, melekler hazır olur.) [Buhari]

(Kur'andan bir âyet dinleyen sayısız çok sevaba kavuşur.) [İ. Ahmed]


(Kur'anı öğrenip gece-gündüz okuyana imrenmek gerekir.)[Müslim]


(Kur'an okuyanla dinleyen, sevapta ortaktır.) [Deylemi]

(İnsanların en çok ibadet edeni, en çok Kur'an okuyandır.)[Deylemi]

(Kur'an-ı kerim okuyup, ezberleyen, helalini helal, haramını haram bilen, Cennete girer. Ayrıca [müslüman] akrabasından, hepsi de Cehennemlik olan on kişiye şefaat edip, onları Cehennemden kurtarır.) [Tirmizi]


Kur’an-ı kerimin fazileti
Sual: Kur’an-ı kerim okumanın fazileti nelerdir?

CEVAPKur’an-ı kerimi öğrenmek, öğretmek ve okumak çok sevaptır. Kur’an-ı kerimi tecvide uygun öğrenmeli ve her gün az da olsa, okumaya çalışmalı! Bu husustaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyle:

(Evlerinizde Kur’an okumayı artırın! Kur’an okunmayan evin hayrı azalır, şerri çoğalır, o ev halkına darlık gelir.) [Dare kutni]

(Kur’an okunan evin bereketi artar. Kur’an okunmayan ev, bereketsiz olur.) [Darimi]

(Kur’an okuyun! Çünkü kıyamette şefaat eder.) [Müslim]

(Kur’an ehli, Cennet ehlinin reisleridir.) [Hakîm]

(Kur’an okuyanlar, Cennet ehlinin ârifleridir.) [Darimi]

(Kur’an okunan ev, gök ehline, yerden yıldız göründüğü gibi görünür.) [Beyheki]

Kur’an okumayı unutmak
Sual: Kur’an okumayı öğrendikten sonra, okumasını unutmak ve ezberlediği sureleri unutmak günah mıdır?

CEVAPEvet, ikisi de günahtır. (İ. Ahlakı)




HADIS_TWEEt

BİR AVUÇ DUA


bir avuç dua

Annesiyle beraber bakkala girmiş çocuğa, bakkal amcası, şeker kutusunu uzatır ve "evladım istediğin kadar al!" der. Çocuk elini uzatıp almaz, çekingen davranır. Bunun üzerine bakkal kendisi avuçlayarak verir şekeri. Çocuk bu defa sevinerek kabul eder şekerleri. Dışarı çıkınca, annesi sorar: "Yavrum, bakkal amca, al dediğinde niye almadın ki?" Çocuk müzipçe güler: "Anneciğim, benim ellerim küçük, bakkal amcanınkiler daha büyük. Bu yüzden onun vermesini bekledim."
Unutma, şimdi burada, bir insan olarak varolacağın aklının ucundan bile geçmezdi. Dua edecek olsaydın insan olmak için, edemeyecektin. Avuçların yoktu ki. Şimdi burada insan diye varoluşun senin avuçlarına sığmayacak kadar büyük bir dua idi.
Öyleyse, bundan sonra O'nun rahmet eline bırak isteklerinin hepsini...
De ki "ey Rahman, ben isteyemem Senden, isteyen olmayı bile isteyemeyecekken, huzurunda her şeyi isteyen biri oldum. Şaşkınım! Sürpriz diye buldum avuçlarımı. Sen benim isteyemediklerimi bile bana verdiysen, isteyeceklerimin hepsi Senin yanındadır. Sustum ben; Sen söyle isteyeceklerimi..."

senaidemirci.net

Çok beğendiğim için paylaşmak istedim.

Duayla...............

10 Mayıs 2013 Cuma

ÜÇ AYLAR 2013

FARKINDALIK AYLARI ÜÇ AYLAR


11 Mayıs 2013 Cumartesi günü mübarek  üç ayların başlangıcıdır.

Hicrî-kamerî aylardan olan ve dinî duyguların yoğunluk
kazandığı, merhamet, şefkat, yardımlaşma ve dayanışma hislerinin doruk noktaya ulaştığı, hayır ve iyiliklerin arttığı bir zaman dilimi olan; İslâm alemince de "üç aylar" diye isimlendirilen: "Receb, Şaban ve Ramazan" ayları hakkında, Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre 
Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: 
"Receb ALLAH Teâlâ'nın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır,"buyurmuşlardır. 

Recep ve Şaban ile başlayıp Ramazan ile sonlanan üç ayların önemini gerek Hadis-i şeriflerden gerekse Peygamber efendimiz (sav)’in bu aylarda yaptığı ibadet ve ettiği dualardan anlıyoruz.

Üç Aylara girince Resulullah(a.s.m) böyle dua ederdi Ey Allah’ım! Recep ve Şabanı bize mübârek kıl, bizi Ramazana kavuştur.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259.)


Allahumme bariklena fi recebe ve Şaban ve belliğlena Ramazan. Vahtimlena bil iman ve yessirlena bil Kur’an.
(Allah’ım bizlere Recep ve Şaban’ı mübarek kıl ve bizleri Ramazan’a ulaştır. Ömrümüzü imanla sonlandır. Bizlere Kur’anla kolaylık ver.)




Bu aylarda yapılan dualar:

Receb-i Şerif Duaları:

İlk on gün: Subhânallahil Hayyul Kayyûm. (Hay ve Kayyum olan Allah’ı tesbih ederim.)

İkinci on gün: Subhânallahil Ehadis-Samed.(Bir ve her şeyin ona muhtaç olduğu Allah’ı tesbih ederim)

Son on gün: Subhânallahil Gafûr’ur-Rahîm. (Mağfiret eden ve Rahim olan Allah’ı tesbih ederim.)

Şaban-ı Şerif Duaları

İlk on gün: Ya Latîf Celle Şânuhû. (Lütfeden şanı yüce olan)

İkinci on gün: Ya Rezzâk Celle Şânuhû. (Rızık veren ve şanı yüce olan)

Son on gün: Ya Azîz Celle Şânuhû. (Aziz olup şanı yüce olan)


Ramazan-ı Şerif Duaları

İlk on gün: Yâ Erhamerrâhimîn. (Ey merhametlilerin en merhametlisi)

İkinci on gün: Yâ Gaffârezzünûb. (Ey günahları affeden)

Son on gün: Yâ Atîkarrikâb. (Ey kullarını âzad eden.)

Kadir Gecesi Duası: Allahumme inneke afuvvun kerîmun, tuhibbul affe fa’fuannî. (Ey Allahım! Gerçekten sen affedicisin, kerimsin, affı seversin, beni de affeyle)

Allah Üç ayları gereğince ihyâ edebilmeyi nasib etsin.

Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur. [Tirmizi] 
 Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder. [İbni Mace] 

Şaban ayının 15. Gecesi ‘Berat gecesi’dir. Bu gece ile ilgili:

(Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.) [Duhan 2,3] 

9 Mayıs 2013 Perşembe

ENFEST 2013

ENFES BİR FESTİVAL

  Bugün En Özel Çocuklar Festivaline katıldık.Festival adından da anlaşılacağı üzere yurdumun özel ve farklı çocukları için hazırlanmış.Festivali, bu özel çocukların bilim, sanat ve spor etkinlikeriyle süslemişler.Maksat çocuklar eğlensin.Burada uzun uzun festivalin içeriğinden bahsetmek istemiyorum.Sadece uzun yıllardır bu çocukların içinde olmama rağmen  çocukların kortejden geçerken ki mutluluklarını paylaşmak istedim.Onların içindeki farkedilmek ve önemsenmenin mutluluğunu gördüm o güzel bakan gözlerinde, pıt pıt atan yüreklerinde.İnanın kaçırmadan izlemek istedim o mutlu bakan gözlerin içini...
   (Bizim sağlığımızla olan en küçük mızmızlanmalarımız geldi aklıma yeniden hamdetettim Yaradan'a)
  Yani bir taraftan hamdettim bir taraftan hayranlık ve şaşkınlıkla izledim.Hayranlık dediğim çocuklar kadar fazlasıyla Yaradan'a...Neden mi?

 Çünkü;
    O çocukların bazısı işitemiyor  diye düşünüyorsunuz ama öyle güzel dans ediyorlar ki inanamıyorsun  işitmeden bu düzen bu ritim şaşkınlık ve hayret verici ....Ve diyorum ki Yaradan bize  bu çocuklarla bazı şeyleri duyamadan da ritimi düzeni gösteriyor...İlla duymak şart değil...Duyabildiğin kadar yap duyabildiğin kadar şükret diyor..

   Bazıları zihinsel engelli bu söylediğimi anlamaz diyorsunuz, ama öyle güzel gülüyorlar ki hayata, öyle güzel duygularıyla, kendilerini ifade ediyorlar ki yine çok şaşırıyorsunuz.Demek ki çok anlamaya gerek yok hayatta mutlu olabilmek için diyorsunuz ...Anlayabildiğin kadar yap....


  Kimisi de tekerlekli sandalye'de..Ama gözlerinden okuyorsunuz  aslında rüyalarında özgürce koşabildiklerini
Onlar aslında hiç sızlanmıyorlar yürüyemiyorum diye...Hatta kortejde onlara yardım edenler de aksayarak yürüyebilen kendilerinden birazcık daha iyi olan diğer çocuklar...

 Rabbim öyle güzel yaratmış ki bedenimizi bir organımız olmasa  bile diğer organlarımızı daha güçlü kılmış

Hamdolsun...

  Resim çizmişler anneleri için anlamaz dediğimiz o çocuklar ama öyle güzel ifade etmişler ki sevgilerini  şaşkınlığım kat be kat artıyor.


  Bir de birbirlerini, arkadaşlarını öyle güzel kolluyorlar ki insanlığa ders olacak nitelikte...Arkadaşım sırada geride kaldı ,arkadaşım yemek almadı, arkadaşım kaybolma elimi tut ve bunu gibi bir sürü  cümleler geçiyor önünüzden arkanızdan...

 Dediğim gibi yıllardır bu çocukların içindeyim ama bugün ki kadar etkilenmedim yada bugün ki kadar farkındalığı kazanamamışım Yaradan hamdetme konusunda..

Ve  anlatacak o kadar çok  şey var ki aslında bunlar sadece bir kaçı.

  Rabbim farkında olarak hamdetme  gücü versin.İnşaaallah.....


7 Mayıs 2013 Salı

İNSAN VE DUA İLİŞKİSİ(Rûm, 30/33)


İNSAN VE DUA İLİŞKİSİ
“İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, rablerine yönelerek ona dua
ederler. Sonra Allah onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın
ki içlerinden bir grup Rablerine ortak koşuyorlar.” (Rûm, 30/33)
Bu ayette insanların dua ile olan alakalarından ve hangi durumlarda duaya müracaat
edildiğine vurgu yapılmaktadır.
Dua, insanın istek ve arzularının yerine getirilmesi talebidir. Dua; kul ile Allah
arasında olması gereken en önemli bağdır. Ama insanlardan bazıları buna daima
ihtiyaç duyup dua ve ibadetten kopmazken bazıları yalnızca sıkıntılı ve problemli
olduğu zamanlarda duayı araç olarak kullanıp Allah’a yalvarmaktadır.
Kulunun davetine icabet eden yüce Allah kabul kapısını her zaman açık tutmaktadır.
Mümin sûresinin 60. ayetinde yüce Allah; “Rabbiniz şöyle dedi: Bana dua edin,
duanıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir
halde cehenneme gireceklerdir” buyurmak suretiyle kulun dua etmesi hâlinde Allah’ın
kabul edeceğini vaat etmiştir. Böylece ne zaman dua yapılacağı konusunda herhangi
bir ayırım yapılmamıştır.
Yüce Allah insanı hatasıyla kabul ettiğini, duasını kabul edeceğini açıklamakla
insanlara olan rahmetini göstermektedir. Bu husus Bakara suresinin 186. ayetinde;
“Kullarım, beni senden sorarlarsa (bilsinler ki) gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana
dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim
davetime uysunlar, bana iman etsinler” şeklinde ifade edilmektedir. Bu ayette Allahu
Teala’nın özellikle biz kullarına çok yakın oluşu dile getirilerek bu anlayışla rabbimize
yönelmemiz gereği üzerinde durulmuştur. Bu kadarıyla da kalmayıp “Dua
edenin duasını kabul ederim” açıklamasıyla da insan için fırsatların devam ettiği,
kurtuluşun Allah’a yönelişte olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Bizler dua kapılarının açık olduğunu unutmamalıyız. Hatta hatamızı anlayıp
Allah’a yöneldiğimiz zaman ayrı bir değer de kazanmaktayız. Furkân suresinin 77.
ayetinde; “(Ey Muhammed!) De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin.” buyurulması
da duanın önemini, hatta hayatın bir parçası olduğunu göstermektedir.
Dua hem kişinin kendi istek ve arzularıyla hem de karşılaştığı olaylarla ilgili olabilir.
Hangisi olursa olsun duada samimiyet esastır.
Dua mademki yaratan Allah ile olan yakınlık ve münasebettir. O halde her zaman
bu yakınlık canlı tutulmalıdır. İnsanın insana olan ilgisi nasıl sadece ihtiyacı
olduğu zaman hoş karşılanmaz ise kulun da yalnızca zorda kaldığı durumda duaya
yönelmesi hoş bir şey olmaz. Çünkü bağlılığın en güzel olanı daimi ve içten olanıdır.
Kişiyi yalnızca içinde bulunduğu şartların yönlendirmesi hâlinde duaya yönelmesi
insan için bir eksiklik olur. Hâlbuki insanın her zaman duaya ihtiyacı vardır. Yalnızca
mecbur olduğu zaman dua eden insanın bu davranışı hoş karşılanmamaktadır.
Konu başlığı olarak yer alan ayette “İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rablerine
yönelerek dua ederler.” şeklindeki açıklama insanların acziyetinin, çaresizliğinin ifadesidir.
Bu acziyet ve Allah’a karşı güçsüzlük hâli her zaman var olan bir durumdur.
Dolayısıyla bu bilinç ve anlayışla daima dua kapısı aralanmalıdır. Aksi halde Allah’a
karşı samimiyet değil, adeta çıkarcılık anlayışı hâkim olmaktadır. Bizler böyle olmaması
gerektiğini bilmeli, Allah’ı unutmayıp hep bu gücü yanımızda hissetmeliyiz.
Zararın giderilmesinin Allah’tan olduğu bilicine sahip olup Allah’ın lütfunu unutmamalıyız.
Şayet unutulursa ahirette bu gerçeğin ortaya çıkacağını hatırlamalıyız.
Bütün bu izahlar sonrasında aczimizi bilerek Allah’a yakınlık oluşturan kulluk
bilincimizi ve ibadet hayatımızı daima canlı tutmamız gerekmektedir.
İnsan Allah’a karşı büyüklenemez, kibir edemez. O’ndan uzak kalamaz. Çünkü
Allah yaratıcıdır, kul ise yaratılandır.
Kul Allah’a daima muhtaçtır. Bu nedenle her zaman O’nun yardımını dilemeli ve
isteklerini O’na sunmalıdır.